in

islamın yayılmasını asla durduramazsınız

İslam inancının temelini amentü (inandım) olarak da bilinen altı ilke oluşturur. Bunlar bir tek ALLAH olduğuna, meleklerine, gönderdiği kitaplara (Tevrat, İncil, Zebur ve Kuran), peygamberlerine, ahirete (ölümden sonraki sonsuz âleme ve ölmüş bütün canlıların kıyamet günü yeniden dirileceğine), kadere (bütün iyiliklerin ve kötülüklerin
ALLAH tarafın­dan verildiğine) inanmaktır. Bu inancını dile getiren kişi kulluk yükümlülükleri altına gir­miş olur. İbadet olarak da bilinen bu görevler

Allah’tan başka ilah olmadığına

Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık (kelime-i şahadet),

namaz kılmak

zekât vermek (her yıl mallarının 40’ta l ‘ini yoksullara dağıtmak)

oruç tutmak (her yıl Ramazan ayı boyunca)

mali gücü yeterliy­se hacca (Kabe’yi ziyarete) gitmektir.

Ancak bu görevleri yerine getiren kişi tam bir Müslü­man sayılır. İslam dini ibadet görevlerinin ahlaka uyarak yerine getirilmesini de öngör­müştür. Yani bütün bunlar kişisel çıkar ya da gösteriş için değil yalnızca Allah cc.nun hoşnutlu­ğunu kazanmak için yapılırsa anlam kazanır.

İslam insanlar arasındaki ilişkileri düzenle­yen birçok ilke de getirmiştir. Temelini Kuran’dan ve Sünnet’ten (Hz. Muhammed’in sözleri ve davranışları) alan bu ilkeler daha sonra çeşitli bölümlere ayrılarak yorumlanıp zenginleştirilmiştir .

İslamın Yayılması

İslam dini 7. yüzyılın başlarında Arabistan Yarımadası’nda doğduktan sonra hızla yayıl­maya başladı. Dört Halife döneminde (632-661) Arabistan Yarımadasının dışına taştı {bak. Ali Hz.; Ebubekİr Hz. Osman Hz. Ömer Hz. Ali). Emevi Devleti’nin kuruluşuna kadar Suriye. Irak, İran, Mısır, [.ihya ve Kallcas-ya’ya yayılmıştı. Emeviler İslam dinini Akde­niz’deki adalara, Tunus, Cezayir ispanya, Horasan. Afganistan ve Maveraünnehir’e ka­dar yaydılar . Abbasiler bura­larda İslam’ı kökleştirdiler. Aynı zamanda bilim ve düşünce bakımından da çok canlı bir dönem yarattılar . Ama bu kadar geniş bir alanda tek siyasal güç olma durumlarını zamanla yitirdiler ve ortaya bir­çok devlet çıktı .

10. yüzyıldan başlayarak Türkler. İslam dünyasında yeni bir güç olarak belirmeye başladı . 14. yüzyıldan sonra Osmanlılar İslam dünyasının büyük bölümünü denetimle­ri altına aldı . Osmanlılar, İslam’ı Avrupa ve Afrika içlerine yaydılar. 18. yüzyıldan başlayarak Osmanlı Devleti’nin siyasal ve askeri alanda gerilemesi İslam dünyasını da etkiledi. Gittikçe güçlenen batı dünyasının baskısı 19. yüzyılda sömürge­ciliğe dönüştü. Kuzey Afrika tümüyle batının sömürgesi oldu. Asya’daki küçük hanlıklar da Çarlık Rusya’sının eline geçti. Osmanlı Dev­leti de bir yarı sömürge durumuna düştü. Bu gelişmeler Müslümanlar arasında yeni akım­ların doğmasına yol açtı.

Bunlar arasında İslamcılık önemli bir yer alır. 20. yüzyıl ise bütün dünyada olduğu gibi İslam dünyasında da sömürgeciliğe karşı mücadelenin yoğunlaştığı, milliyetçiliğin güçlendiği ve milli devletlerin doğduğu bir dönem oldu.

İslam Fırkaları ve Mezhepleri

İslam’ın yayılmasıyla birlikte ortaya çıkan asal çekişmeler özellikle halifelik sorunun odaklanmıştı. Bunun sonucunda Müslümanlar birbirlerine düşman ulusçuklara ayrıldılar. Fırka (bölük, parti) olarak adlandırılan bu toplulukların başlıcaları Sünniler, Şiiler ve Hariciler’di. Bu ayrılık zamanda İslam’ın temel ilkelerini yoruma konusunda da farklılıklara yol açtı. Bu farklı yorumlardan da mezhepler doğdu. Za­manla bu ana kolların içinden de yeni mezhepler çıktı. Bunların çoğu kısa sürede yanlışlarını yitirip ortadan kalktı. Bir bölümü de küçük topluluklar halinde varlığını günümüze ksdar sürdürdü. Bugün İslam dünyasında yaşayan en büyük mezhepler Sünnilik ve şiiliktir.


Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

ENDERUN

İslamda Yenilenme Hareketi